Son yıllarda yaşanan siyasi krizler ve çatışmalar, Gazze Şeridi'nde insani koşulları daha da zorlaştırdı. Birçok bölgede temel gıda maddelerine erişim neredeyse sıfıra düştü. Bu durum, özellikle çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi savunmasız gruplar için zorlayıcı hale geldi. Kıtlık kıskacında olan bu bölgede, açlığın acımasız yüzü her gün daha fazla görünür hale geliyor.
Gazze’deki ekonomik durum, yıllardır süren ambargolar ve sürekli çatışmalar nedeniyle içinden çıkılması zor bir hal aldı. İnsanların büyük bir kısmı işsizlikle mücadele ederken, ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamaları neredeyse imkansız hale geldi. Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, Gazze’de yaşayan insanların %80’i yetersiz gıda alımı ile yaşam mücadelesi veriyor. Bu oran, gıda güvenliğinin tehlikede olduğunu ve açlığın her an kapıda olduğunu gösteriyor.
Yerel pazarlarda gıda fiyatlarının artması, bu konuda yaşanan en önemli sorunlardan biri. Perakendeciler, lojistik sıkıntılar ve yükselen maliyetler nedeniyle fiyatları artırmak zorunda kalıyor. Üstelik, Gazze’nin dışa kapalı yapısı, tıbbi malzeme başta olmak üzere birçok ürünün temin edilmesini zorlaştırıyor. Fırsat bulabilenler dahi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borç almak zorunda kalıyor. Bu döngü, ailelerin geleceğini karartıyor ve amidik bir açlık döngüsüne yol açıyor.
Gazze’de açlık, en çok çocukları ve yaşlıları etkiliyor. UNICEF’in verilerine göre, Gazze’de yaşayan çocukların %60’ı yetersiz beslenme riski altında. Bu da onların büyüme ve gelişimlerinde büyük sorunlara yol açmaktadır. Eğitimine devam edemeyen çocuklar, gelecekte sağlık sorunları ile boğuşmak zorunda kalmaları muhtemel. Psikolojik etkileri de göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Bu çocuklar, açlık yüzünden yaşadıkları travmalarla büyümek zorunda kalıyor.
Yaşlılar ve engelliler ise durumdan en çok etkilenen bir diğer savunmasız grup. Bu bireyler, sınırlı hareket kabiliyetleri nedeniyle bazen gıda ihtiyaçlarını karşılamak için dışarı çıkamıyorlar. Toplu yardımlara bağımlı hale gelen bu kesim, özgüven kaybı ve çaresizlik hissi ile yaşamaya devam ediyor. Elde edilen gıda yardımları ise genellikle yetersiz ve düzensiz bir şekilde dağıtıldığından, ihtiyaç sahiplerine ulaşma noktasında büyük bir mücadelenin içindeler.
Gazze’de yaşanan açlık krizine dikkat çekmek ve bu konuda çözüm yolları aramak, uluslararası toplumun sorumluluğudur. Örgütler, yerel halkın kendi ayakları üzerinde durabilmesi için dayanışma ve destek sağlamak adına çalışmalara hız vermelidir. Aksi durumda, bu kıyıcı süreç uzun vadede sadece Gazze’yi değil, bölgedeki istikrarı da tehdit eder hale gelecektir.
Uluslararası toplum, Gazze’nin ihtiyaçlarına yanıt vermek adına harekete geçmelidir. Bu konuda daha fazla yardım yapılması, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi alanların desteklenmesi büyük önem taşıyor. Gazze’de açlığın yükü en savunmasızların omuzlarında ağır bir şekilde hissedilirken, bu sorunun çözümü için hep birlikte harekete geçmek zorundayız.